Yeme Bozuklukları: Yemek Seçen Çocuk, Diyete Takılan Ergen
Bu başlık altında iki ayrı kaygı yaşanır: sofrada oturmayan üç yaşındaki ile tabağını saklayan on beş yaşındaki. İkisi aynı şey değildir — ve ikisinin de kendi cevabı vardır.
Küçük çocukta: yemek seçmek ne zaman sorun?
Okul öncesi çocukların önemli bir kısmı bir dönem yemek seçer; yeni yiyeceğe kuşkuyla bakmak bu yaşın normal bir basamağıdır. Çocuk büyüme eğrisinde ilerliyorsa, enerjisi yerindeyse, "üç kaşık daha" savaşını kaybetmek çoğu zaman bir hastalık işareti değildir. Üstelik sofra savaşının bir kuralı vardır: baskı arttıkça yenen azalır. Zorla yediren kazanmış görünür; kaybedilen, çocuğun yemekle ilişkisidir.
İşe yarayan sıkıcı ama sağlamdır: baskısız ve düzenli sofra, reddedilen yemeğin aradan zaman geçip tekrar tekrar sunulması — bir yiyeceğin kabulü bazen onlarca karşılaşma ister — öğün aralarındaki atıştırmanın ayarlanması ve en güçlüsü: çocuğun, o yemeği yiyen bir aileyle aynı masada oturması.
Şunlar varsa değerlendirme isteyin: kilo kaybı ya da büyüme eğrisinde düşüş; listenin bir avuç yiyeceğe inmesi; koku ve dokuya belirgin hassasiyet, öğürme; yemek yüzünden misafirliğe, okula, geziye gidilememesi. Bu tablo bazen "kaçıngan/kısıtlayıcı yeme" dediğimiz ayrı bir duruma, bazen de başka gelişimsel farklılıklara eşlik eder — ayrımı değerlendirme yapar.
Ergende: mesele kilo değil, ilişki
Ergendeki yeme bozukluğu çoğu zaman masum görünen bir diyetle başlar. Diyeti hastalıktan ayıran çizgi şudur: yemek, hayatın merkezine oturur. Şu işaretler önemlidir: hızlı kilo kaybı; öğün atlama ve "dışarıda yedim" cümlesinin sıklaşması; yemekten hemen sonra tuvalete gitme; egzersizin keyif olmaktan çıkıp cezaya dönmesi; tartıya ve aynaya takılma; gizlice ve tıkınırcasına yeme, dolaptan kaybolan paketler; adet düzensizliği; sürekli üşüme, saç dökülmesi.
En sık yanılgıyı ayrıca yazalım: kilo normalken de yeme bozukluğu olur. Tıkınma ve çıkarma döngüsü çoğu zaman normal kiloda seyreder; "kilosu iyi, demek ki sorun yok" cümlesi, en çok zaman kaybettiren cümledir.
Aile ne yapmalı, ne yapmamalı?
Yapılmayacaklar listesi kısadır ama zordur, çünkü çoğu iyi niyetle yapılır. Beden yorumu yok — "kilo almışsın" kadar "zayıflamışsın, güzelleşmişsin" de besler bu hastalığı, çünkü ikisi de aynı dersi verir: bedenin izleniyor. Sofrada pazarlık ve tehdit yok. Evde diyet kültürü yok — sürekli diyette olan, kendi bedenini eleştiren bir ebeveyn, sözle değil modelle öğretir. Gizlice tartma, çöpü karıştırma yok; yakalanan çocuk daha iyi saklanır.
Yapılacaklar: yemeği ahlak dilinden çıkarmak — "kötü yiyecek" ve "hak etmek" kelimeleri sofradan kalksın; birlikte ve sakin sofra; kaygınızı çocuğa değil, hekime anlatmak.
Neden beklememelisiniz?
Yeme bozuklukları erken dönemde en iyi yanıtı verir; beden etkilendikçe iş büyür ve büyüme çağında etkilenen şey yalnız kilo değildir — kemik, kalp, hormonlar da masadadır. Ergenin "sorun yok, gayet iyiyim" demesi sizi durdurmamalı: inkâr bu hastalığın kusuru değil, parçasıdır. Bu yüzden karar ergenin onayına bırakılmaz. İzlem de çoğu zaman tek başına yürümez; ruhsal tarafı biz, bedensel tarafı çocuk hekimi birlikte takip eder.
Şu durumlarda beklemek yok
Bayılma, göğüs ağrısı ya da çarpıntı, kusmukta kan, günlerdir süren yememe — bu tabloda randevu değil, aynı gün hastane gerekir. Acil durumda 112'yi arayın.
Sofra bir ilişki alanıdır
Amaç kusursuz beslenen bir çocuk değildir; yemeğin korku, ceza ya da pazarlık konusu olmadığı bir ev kurmaktır. Yemekle barışık büyüyen çocuk, bedeniyle de barışık büyür — ve bu barış, sofrada kurulur.
İlgili Çalışma Alanı
İlgili Yazılar
- Ergenlik Dönemi Psikolojisi: Ebeveyn Rehberi
- Ergenlerde Sosyal Medya Kullanımı: Fırsatlar ve Riskler
- Çocuk ve Ergenlerde Depresyon: Ebeveynler Ne Yapabilir?
Tanışmak ve sorularınızı konuşmak için bize ulaşabilirsiniz.
Randevu ve İletişim