İçeriğe atla
MS Psikiyatri

Çocuklarda Kronik Hastalık: Psikolojik Etkileri ve Ailenin Rolü

≈ 5 dk okuma

Şeker, astım, epilepsi, çölyak, kalp hastalığı… Tanı çocuğa konur; ama hastalıkla yaşamayı bütün ev öğrenir.

Tanı günü: iki haber birden

Kronik hastalık tanısı aileye iki haberi aynı anda verir: çocuğun bir hastalığı vardır ve hayat artık eskisi gibi olmayacaktır. İlk haftalardaki şaşkınlık, öfke, "tahliller karışmış olmasın" arayışı, gece nöbetleri gibi tutulan internet mesaisi — bunların hepsi normaldir. Aileler çoğu zaman bir şeyin daha yasını tutar ve bunu kimseye söyleyemez: kafalarındaki "sağlıklı çocuk" imgesinin. Bu yas ayıp değildir, sevgisizlik hiç değildir; tersine, yeni duruma bağlanmanın ilk adımıdır. Takılıp kalınan yer burası olursa, yardım istemek erdemdir.

Çocuk hastalığı nasıl anlar?

Yaşına göre bambaşka. Okul öncesi çocuk hastalığı bir ceza sanabilir — "yaramazlık yaptım, iğne oluyorum." Bu yüzden anlatım basit, somut ve suçsuz olmalıdır: "Vücudunun şu parçası şu işi yapamıyor, biz de ona yardım ediyoruz." Okul çağında mesele farklılıktır: beslenme çantası ayrı olan, teneffüste ilaç içen çocuk "neden ben"i sormaya başlar. Ergenlikte ise hastalık, kimlik ve kontrol savaşının ortasına düşer — ve tedaviye uyumun en kırılgan olduğu dönem burasıdır: insülinini atlayan, ilacını "unutan", raporunu arkadaşlarından gizleyen ergen, aslında hastalığıyla değil, farklılığıyla savaşmaktadır.

Tedaviye uyum: savaşla kazanılmayan yer

Korku ve ceza kısa vadede işe yarar gibi görünür; uzun vadede tek şey öğretir — gizlemeyi. Ölçüm sonucu kötü diye azarlanan çocuk, bir daha kötü sonucu göstermez. İşe yarayan, hastalığın yaş büyüdükçe adım adım çocuğun kendi işi hâline gelmesidir: önce siz yaparsınız, sonra birlikte yaparsınız, sonra o yapar siz denetlersiniz. Özgüven yazısında söylediğimiz ilke burada da geçerlidir — çocuğun yerine yapılan her iş bir öğrenme fırsatının kaybıdır; burada üstelik hayati bir beceriden bahsediyoruz.

Aşırı koruma: ikinci hastalık

Kronik hastalığı olan çocuğu asıl örseleyen, çoğu zaman hastalığın kendisi değil, onun etrafına örülen kısıtlamalardır. Doktorun yasaklamadığı sporu ailenin yasaklaması, doğum günlerine gönderilmeyen çocuk, "aman terlemesin, aman üzülmesin" diye küçültülen hayat… İyi niyetle örülen bu duvar, çocuğa her gün aynı cümleyi okur: "Sen kırılgansın." Hekimin izin verdiği her normal şey — okul, oyun, spor, arkadaş evinde gecelemek — tedavinin süsü değil, parçasıdır.

Gölgedeki çocuk: kardeş

Evin bütün ışığı hasta çocuğa dönünce, kardeş gölgede kalır. Hem endişelenir, hem kıskanır, hem kıskandığı için suçluluk duyar — ve bu karışımı çoğu zaman kimseye söyleyemez, bazen karın ağrısı ya da ders düşüşü olarak gösterir. Kardeşe düzenli, yalnız ona ait zaman ayırmak ve ona da yaşına uygun, abartısız bilgi vermek; evdeki ikinci çocukluğun da çocukluk olarak yaşanmasını sağlar.

Okul

Öğretmenin hastalığı bilmesi, acil durumda ne yapacağını bilmesi gerekir — bu pazarlık konusu değildir. Ama sınıfa ne anlatılacağına çocukla birlikte karar vermek gerekir; kürsüden ilan edilen hastalık damga, çocuğun kendi kelimeleriyle anlattığı hastalık ise çoğu zaman merak edilen bir özellik olur. Uzun tedavi dönemlerinde okuldan kopuş yalnız ders kaybı değildir; arkadaş bağlarının korunması, iyileşmenin görünmez ilacıdır.

Ne zaman destek isteyin?

Kronik hastalığı olan çocuklarda kaygı ve depresyon, yaşıtlarına göre daha sık görülür; bu bir zayıflık değil, taşınan yükün doğal sonucudur. Şu işaretler uzarsa değerlendirme isteyin: haftalar süren içe kapanma, uyku ve iştahın bozulması, tedavinin reddine dönüşen inat, "neden ben" sorusuna takılıp kalma, tetkikler temizken süren bedensel yakınmalar, okuldan kopma. Bir işaret de sizinle ilgili: ebeveyn tükenmişliği çocuğun tedavisinin bir parçasıdır — yardım istemek, tedaviyi aksatmamaktır. Her kronik hastalığı olan çocuğun psikiyatriste ihtiyacı yoktur; ama bu sorulara birlikte bakılan bir izlem, ihtiyacı zamanında yakalar.

Hastalık hayatın parçası; hayatın kendisi değil

Amaç, hastalığı yok saymak da değildir, hayatı hastalığa teslim etmek de. Ölçüsü şudur: gün içinde hastalığın konuşulmadığı, sadece çocukluk yapılan saatler çoğaldıkça ev iyileşiyor demektir. Çocuk, hastalığından ibaret değildir — ve bunu en önce evinden duymalıdır.

← Tüm yazılar